A torinoi lo (Torino Atı) - 2011 - Bela Tarr




FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen : Bela Tarr, Agnes Hranitzky
Yazan : Lazslo Krasznahorkai, Bela Tarr
Görüntü Yönetmeni : Fred Kelemen
Müzik : Mihaly Vig

Süre : 2 Saat 26 Dakika
Ülke : Macaristan
Yıl : 2011

Oyuncular :    
Janos Derzsi            Ohlsdorfer, Baba
Erika Bok                Ohlsdorfer'in Kızı
Mihaly Kormos       Bernhard, Komşu, Yabancı
Ricsi                          AT
Mihaly Raday          Anlatıcı


Hikaye yok, kurgu yok, olay yok, yalan yok yalnızca varolmanın dayanılmaz ağırlığı var.


Zaman yok, mekan belli belirsiz, iki kişi, bir baba kız ve de bir at var, tabii ki onların umutsuzluğu, acıları ve hiç dinmeyecek olan rüzgar da var.


At kamçılanırken Nietzsche'nin boynuna atladığı at. Nietzsche bu olaydan sonra aklını kaybetti ve birkaç yıl sonra da öldü. Peki ya at. İşte film atın (atın bulunduğu köyün, köyün bulunduğu şehrin, şehrin bulunduğu ülkenin, Dünyanın, her şeyin) akıbeti üzerine.


At baba kızın tek geçim kaynağı ancak birden bire yemeyi içmeyi bırakıyor, koşamaz hale geliyor. Belki de at baba kızdan çok daha önce her şeyin farkına vardı. At bir hiç olduğunu, dünyanın sonuna gelindiğini fark etti belki de.


Ancak baba ve kız hala inanmak istemiyorlar haşlanmış patates yiyorlar çünkü "yemek zorundalar". Suları bitiyor, kuyu kuruyor ancak hala elleri yana yana patates yiyorlar çünkü "yemek zorundalar".
İçki istemeye gelen “yabancı” adam da anlatıyor ama hala inanmak istemiyorlar ve hala haşlanmış patatesi yiyorlar çünkü "yemek zorundalar".


Artık kız da fark ediyor yalnızca bir lokma alıyor patatesten ama baba hala inanmak istemiyor.


Günler geçiyor at hala aynı halde zaten kuyuda kurudu artık buradan gitme zamanı geldi diyor baba sanki zaman varmış gibi.  Her şeylerini topluyorlar yola koyulmaya hazırlanıyorlar sanki gidilecek bir yer varmış gibi ama baba henüz buna inanmak istemiyor. Hala gidecek bir yerin olduğunu düşünüyor ve yola çıkıyorlar atı da alıp.


Ancak gerisin geriye dönüyorlar artık gidecek bir yerin olmadığını fark ediyor baba. At zaten aynı halde, at zaten çoktan her şeyin farkına varmıştı. Kızı da biliyor, kızı da her zamanki gibi kabullenmiş vaziyette. Peki ya baba, baba hala inanmak istemiyor.


Kaçacak bir yer yok.
Kuyu da kurudu.
Atın hali  zaten belli.


Ve artık ışıklar da sönüyor, her taraf kararıyor yalnızca sesler duyuluyor tabii ki rüzgar da dinmedi. Baba hala kabullenmedi yarın deneriz diyor yarına hala umudu var.


Yarın oluyor, belli belirsiz gün doğuyor biraz ışık var fırtına halen durulmadı zaten durulmayacak. Masa var. Baba ve kız da sandalyelerinde. Masanın üzerinde iki tabak ve bir de tuzluk var. Kızın tabağı boş. Olsa da yemez zaten. Babanın tabağında yarı çiğ yarı haşlanmış patates var. At mı at hala aynı halde. Baba biraz soyuyor patatesi, bir ısırık alıyor ama artık baba da bırakıyor patatesi tabağa ve zaten çok da söz olmayan filmin son sözünü söylüyor.
           
                                                              "YEMEK ZORUNDASIN"


Anlatması çok zor bir film zaten ben de anlatamadım, aslında böyle bir filmin üzerine en doğrusu sükuttur ama birkaç kelam etmiş bulundum.


Sinemanın en büyük ustalarından Bela Tarr muhteşem bir şekilde sinemaya veda ediyor. Gönül isterdi ki Bela Tarr sinemayı bırakmasın daha onlarca film çeksin ancak Bela Tarr artık söyleyecek yeni bir şeyinin kalmadığını söylüyorsa Bela Tarr'ın sözünün üstüne söz olmaz.




Yorumlar

  1. Çok doğru ve değerli tespitler, kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar